Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) Nedir?
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) Nedir?
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), genellikle yaşamın ilk üç yılında fark edilen, yaşam boyu devam eden karmaşık bir nörogelişimsel farklılıktır. Bireyin beyin gelişimini ve sinir sisteminin çalışma şeklini etkileyerek; dünyayı algılama, sosyal etkileşim kurma, iletişim sağlama ve davranış kalıplarında farklılıklara yol açar.
Neden "Spektrum" Olarak Adlandırılır?
Otizm bir spektrum (yelpaze) bozukluğudur. Bu kavram, otizm tanısı alan bireylerin çok geniş bir yelpazede, birbirinden tamamen farklı özellikler ve zeka seviyeleri sergileyebileceğini ifade eder. Bazı bireyler günlük yaşamlarını tamamen bağımsız bir şekilde sürdürebilecek becerilere sahipken, bazı bireyler yaşam boyu daha fazla desteğe ihtiyaç duyabilir. Otizmli her birey parmak izi gibi benzersizdir; kendine özgü güçlü yönleri, yetenekleri ve zorlandığı alanlar bulunmaktadır.
Temel Özellikleri Nelerdir?
Otizm her bireyde farklı şekillerde ve derecelerde kendini gösterse de, tanı kriterleri genel olarak iki temel alandaki farklılıklara odaklanır:
- Toplumsal İletişim ve Etkileşim Farklılıkları: Göz teması kurmada kısıtlılık, karşılıklı sohbeti başlatma ve sürdürmede zorluk, jest ve mimik kullanımında farklılıklar, duyguları ifade etmede ve başkalarının duygularını anlamada güçlük, yaşıtlarıyla ilişki kurmaya karşı ilgisizlik gibi durumları kapsar. Dil gelişimi gecikebilir veya bazı durumlarda hiç gelişmeyebilir.
- Sınırlı ve Tekrarlayıcı Davranış Örüntüleri: Belirli motor hareketleri veya sesleri sürekli tekrarlama (örneğin; sallanma, kendi etrafında dönme, el çırpma, ekolali), rutinlere aşırı bağlılık ve değişikliklere karşı yoğun direnç gösterme, belirli nesnelere veya konulara karşı aşırı ve kısıtlı ilgi duyma (örneğin; sadece tekerleklerle ilgilenme, sayılara karşı yoğun ilgi) gibi özellikler görülebilir.
Duyusal Hassasiyetler
Otizmli bireylerin birçoğunda duyusal uyaranlara karşı farklı tepkiler gözlemlenir. Beş duyu organıyla algılanan ses, ışık, koku, tat veya dokunma gibi uyaranlara karşı aşırı duyarlılık (hipersensitivite) veya duyarsızlık (hiposensitivite) yaşanabilir. Örneğin; ortamdaki düşük frekanslı bir ses onlar için dayanılmaz olabilirken, fiziksel acıya karşı tepkisiz kalabilirler.